Gazete Çocuk Son Konular

Gazete Çocuk

Uluslararası Sözleşmelerde Çocuk
Büyükler

Uluslararası Sözleşmelerde Çocuk 

Birleşmiş Milletler kurulduğundan bu yana çocukla ilgili konulara özel bir önem vermektedir. Genel Kurulunun gerçekleştirdiği ilk çalışmalardan biri, Birleşmiş Milletler Çocuklara Yardım Fonu’nun (UNICEF) kurulması olmuştur. Çocuk haklarına yönelik olarak uluslararası alanda hazırlanan ilk metin 1959 tarihli Çocuk Hakları Bildirgesi’dir.

Bu bildiride yer alan çocuk haklarına ilişkin prensiplerin ulusları bağlayıcı bir Sözleşme haline dönüştürülmesi ise 20 Kasım 1989 tarihinde Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’nda oybirliği ile kabul edilen Birleşmiş Milletler Çocuk Haklarına Dair Sözleşme ile olmuştur. Daha sonra ek protokoller ve Avrupa Konseyi tarafından kabul edilen Çocuk Haklarının Kullanılmasına Dair Avrupa Sözleşmesi gelmektedir.

Birleşmiş Milletler Çocuk Hakları Bildirgesi

Çocukların erişkinden farklı fiziksel, fizyolojik, davranış ve psikolojik özellikleri olduğu, sürekli büyüme ve gelişme gösterdiği bilincinin yerleşmesi, çocukların bakımının bir toplum sorunu olduğu ve bilimsel yaklaşımlarla herkesin bu sorumluluğu yüklenmesi gerektiği düşüncesi Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’nda “Çocuk Hakları Bildirgesi” ile kabul edilmiştir. Bildirge 20 Kasım 1959′ da kabul edilmiştir.

Bildirgenin temel özelliği çocuk hakları alanında kabul edilmiş ilk uluslararası belge olmasıdır. Bildirge çocuk hakları konusunda 10 temel ilkeyi düzenlemiştir.

Birleşmiş Milletler Çocuk Hakları’na Dair Sözleşme

İkinci Dünya Savaşı’ndaki çocuk kıyımının ardından çocukların işgüçlerinin ve cinselliklerinin sömürülmesi artınca, uluslararası platformda buna karşı hareketlilik de artmıştır. Birleşmiş Milletler çatısı altında, çocuk ticaretine, çocukların köleleştirilmelerine, küçük yaşta evlendirilmeye, vatansızlığa, ilticaya, eğitimde aşağılanmaya, evlilik dışı çocuklara haksızlık edilmesine, evlat edinmenin kötüye kullanılmasına ve ceza yargılamasında kaba uygulama yapılmasına karşı bir dizi deklarasyon ve karar çıkarılmıştır (SEROZAN, Rona; Çocuk Hukuku, Vedat Kitapçılık, İSTABUL, 2005).

Tüm bu gelişmelere rağmen çocuklar için özel bir sözleşme fikri net bir şekilde oluşmamıştı. Mevcut insan hakları normlarının ise çocukların özel gereksinimlerini karşılamakta yetersiz kaldığı gayet açıktır. Bu düşünceden hareketle 1979’da Uluslararası Çocuk Yılı arifesinde Polonya hükümeti, Birleşmiş Milletler’in çocuk hakları ile ilgili bir metin hazırlamasına ihtiyaç olduğunu iddia ederek bu konuda bir konvansiyon hazırlanmasını teklif etmiştir. Bu fikir Birleşmiş Milletler’e üye devletler tarafından kabul görmüştür. Sadece İngiltere, böyle bir belgenin gereksiz olacağını savunmuş ama diğer ülkelerin kabulü halinde katkıda bulunacaklarını belirtmiştir (DİKMEN, Meltem; Anayasa Arayışları ve Türkiye, BDS, İSTANBUL, 1998).

Bu girişimlerden sonra Birleşmiş Milletler’in İnsan Hakları Komisyonu’nda çocuk haklarına dair bir sözleşme taslağının projesi başlatılmıştır. Bu çalışma içinde hükümet dışı kuruluşların da yer almasına izin verilmesi dolaylı yoldan da olsa çocukların sürece katılımını sağlamıştır.

Birleşmiş Milletler Çocuk Haklarına Dair Sözleşme (ÇHS), Birleşmiş Milletler Genel Kurulu tarafından 20 Kasım 1989 tarihinde kabul edilerek 26 Ocak 1990 tarihinde imzaya açılmış, 2 Eylül 1990 tarihinde yürürlüğe girmiştir. Türkiye, sözleşmeyi 14 Eylül 1990 tarihinde imzalamıştır. Sözleşme, Aralık 1994’te Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından çıkartılan bir onay yasası ile onaylanmış.

27 Ocak 1995 tarihinde 22184 sayılı resmi gazetede yayınlanarak 4058 sayılı yasa ile iç hukuk kuralına dönüşmüştür. Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 90. maddesi uluslararası sözleşmeler konusunda temel bir düzenleme getirmiştir. Buna göre “Usulüne göre yürürlüğe konulmuş milletlerarası antlaşmalar kanun hükmündedir. Bunlar hakkında Anayasaya aykırılık iddiası ile Anayasa Mahkemesi’ne başvurulamaz. ‘’Usulüne göre yürürlüğe konulmuş temel hak ve özgürlüklere ilişkin milletlerarası antlaşmalarla kanunların aynı konuda farklı hükümler içermesi nedeniyle çıkabilecek uyuşmazlıklarda milletlerarası antlaşma hükümleri esas alınır”. Bu itibarla Çocuk Hakları Sözleşmesi, Anayasanın 90. Maddesi gereğince yasa hükmündedir ve iç hukuk normudur. Ancak Türkiye Sözleşmeyi imzalarken çekince bildiriminde bulunmuştur. Bu çekince bildirimine göre, Türkiye Cumhuriyeti, Sözleşmenin 17, 29 ve 30. maddelerini T.C. Anayasası ve 24 Temmuz 1923 Lozan Antlaşması’nın ifade ve ruhuna uygun olarak yorumlayıp, uygulama hakkını saklı tutmaktadır.

Bu maddeler, çocukların eğitim ve kültürel haklarını düzenlerken; “etnik azınlık” ve “yerli halk”tan olan çocukların anadillerini, televizyon ve radyo gibi kitle iletişim araçları ile okullarda kullanmalarını öngörmektedir. Sözleşmenin en temel özelliği, dünyada en fazla ülke tarafından kabul edilmiş belgelerden birisi olmasıdır. Sözleşmenin tarafı olmayan sadece iki ülke vardır. Bunlar Amerika Birleşik Devletleri ile Somali’dir. Bu sözleşmenin ülkemizdeki uygulamalarının izlenmesi ve koordinasyonundan Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu sorumludur. Sözleşme “çocuk odaklı bakış açısı” sistemi ile düzenlenmiştir. Bu noktadan bakıldığında Çocuk Hakları Sözleşmesi’nde öne çıkan dört temel anlayışın altının çizilmesi gereklidir:

  • 18 yaşından küçük herkes çocuktur ve her çocuk bir birey olarak hak ve özgürlüklere sahiptir,
  • Çocuklar arasında ayrımcılık yapılması yasaktır,
  • Çocuğun yararına birinci öncelik verilmelidir,
  • Çocuğun görüşü alınmalı ve katılımı sağlanmalıdır.

Sözleşmenin temelini oluşturan bakış açısı ve insan hakları standartları ortaya konulmaktadır. Devamında çocuk hakları ayrıntılı bir biçimde düzenlenmiş ve daha sonra da sözleşmenin imzalanması ve uygulanmasının izlenmesi ile ilgili hükümlere yer verilmiştir. Çocuk Hakları Sözleşmesi’nde düzenlenen hakları 4 temel kategoride incelemek mümkündür:

  • Yaşama
  • Gelişme
  • Korunma
  • Katılım

Sözleşme “çocukların anne ve babaları yanında yaşama” haklarını en önemli hak olarak düzenler. Devletler bu hakkın tam olarak kullanılmasını sağlamakla yükümlüdür. Bu yükümlülükleri gereği devletler, anne ve babaların çocuğu bakıp / gözetme sorumluluğunu tam olarak yerine getirebilmelerini sağlayıcı destek hizmetlerini vermekle de görevlidirler. Son olarak da çocuğun ve çocuk haklarının korunması aslında insanlık aleminin sorumluluğu olduğu için, uluslararası alanda da devletleri, Sözleşmede yazılı sorumluluklarını yerine getirebilmeleri için destekleme gereğine, yani uluslararası işbirliğine dikkat çekilmektedir. Bu noktada şunu da hemen belirtmek gerekir ki, çocuğun haklarını kullanması ve yararının korunması bakımından tek ve biricik sorumlu kurum aile değildir. Toplum tüm kurumları ile çocuğun ve haklarının korunmasından sorumludur. Hepimizin bildiği üzere çocuğun, hayata geldiği ilk andan başlayarak yetişkinlerin bakım ve korumasına gereksinimi bulunmaktadır (ALANKUŞ, Sevda; Çocuk Odaklı Habercilik, IPS İletişim Vakfı, İSTANBUL, 2007).

Uluslararası sözleşmeler, çocuk haklarını düzenleyerek ülkeler olarak yapılan gelişme ve ilerlemeler bakımından referans alınması gereken kriterleri ortaya koymaktadır (KARAOSMANOĞLU, Fatih; İnsan Hakları, Seçkin Yayıncılık, ANKARA, 2003).

Uluslararası sözleşme TBMM tarafından bir yasayla onaylanınca ve Bakanlar Kurulu kararıyla yürürlüğe konunca, olağan bir ulusal yasayla eşdeğerli olur.

Bu hüküm, insan hakları ve bu arada çocuk hakları konusundaki anlaşmanın eski tarihli olsa bile, ulusal kuraldan önce uygulanması gerektiğini vurgulamaktadır. Çocukların korunması amacını taşıyan çalışmalar 20. yüzyılın başında çocukların fuhuş pazarına çıkarılmasına karşı önlem alma çabalarıyla başlamıştır. Çocukların ucuz iş gücü olarak kullanılmalarını önleme çabaları da aynı döneme rastlamaktadır (BALO, Yusuf Solmaz; Çocuk Koruma Hukuku,Seçkin Yayınları, ANKARA, 2005).

Sözleşmeye taraf tüm devletler anlaşmayı imzaladıklarında üzerlerine düşen yükümlülükleri gönüllü olarak tanıyıp kabullenmektedirler. Onay, devletlerin bu anlaşmayı uygulamayı, hakların yaşama geçirilmesi konusunda denetlenmeyi ve kendi yetki alanlarındaki insanların gereksinimlerini karşılamayı kabul ettikleri anlamına gelir. Sözleşme, çocukların hakları ve bu hakların hayata geçirilmesi için devletlerin yükümlülüklerini düzenlemektedir. Sözleşmenin düzenlediği ve garanti altına aldığı çocuk hakları, genel olarak insan hakları kavramından ayrılamaz.  Çocuk hakları, yaşam, eğitim, kişi güvenliği, adil yargılanma gibi kişisel insan haklarının, özel olarak çocuklar bakımından güvence altına alınmış biçimleridir (KARAOSMANOĞLU, Fatih; İnsan Hakları, Seçkin Yayıncılık, ANKARA, 2003).

İç hukukla bütünleştirilen Birleşmiş Milletler Çocuk Hakları Sözleşmesi’nin hükümlerinin yaşama geçirilmesi yönünden Türkiye yükümlülük altına girmiştir. Bu görüşleri salt dinlemek değil ciddiyetle önem vermek, saygı göstermek ve hayata geçirmek zorunluluğu vardır. Bu da “çocuklar için” değil, “çocuklarla birlikte” çocuk merkezli anlayışın gereğidir.

Avrupa, çocuk hakları alanında daha çok Birleşmiş Milletler Çocuk Hakları Sözleşmesi’nin izini sürmüş, bu sözleşmenin gölgesinde kalmıştır. Yakın geçmişte Avrupa’da karşılaşılan en önemli aşama, Çocuk Haklarının Uygulanması Avrupa Konvansiyonu’nun (European Convention on the Exercise of Children’s Right) 25.01.1996’da imzaya açılmasıdır. Bu konvansiyonla izlenen amaç BMÇHS’nin daha etkin biçimde yaşama geçirilebilmesidir. Bu anlaşmayı Türkiye de imzalamıştır (SEROZAN, Rona; Çocuk Hukuku, Vedat Kitapçılık, İSTABUL, 2005). Bu anlaşmanın başlıca amacı çocukların haklarını kullanabilmeleri için onlara usule ilişkin haklar tanımak ve bu hakların kullanılmasını kolaylaştırmaktır.

Anlaşma, çocukların haklarını kullanabilmeleri için gerekli usule ilişkin hakları düzenleyerek Birleşmiş Milletler Çocuk Hakları Sözleşmesi’nde çocuklara tanınan hakları kullanırken adli ve idari makamların uyması gereken usul kurallarına ilişkin esasları belirlemektedir.

Cenevre Çocuk Hakları Bildirgesi

Birinci Dünya Savaşı’ndan sonra, Milletler Cemiyeti döneminde, Cenevre’de çocuk ticaretine karşı ilk uluslararası konferans toplanmıştır. 1924’te de Cenevre Çocuk HaklarıBildirgesi’nde çocuk hakları ilk kez özel olarak korunmaya alınmıştır. Bu yıllarda Uluslararası Çalışma Örgütü (ILO) de çocuk işçi istismarına karşı önlem alabilmek için çok çaba harcamıştır (BALO, Yusuf Solmaz; Çocuk Koruma Hukuku, Seçkin Yayınları, ANKARA, 2005). 1922 yılında Çocukları Koruma Fonu üyesi olan Eglantyre Jebb, çocuk hakları üzerine bir taslak hazırlamış, 7 maddeden oluşan bu taslak daha sonra Milletler Birliği tarafından 1924’te Çocuk Hakları Cenevre Sözleşmesi olarak kabul edilmiştir. Deklarasyon, herkesin çocukların normal gelişimlerinin sağlanabilmesi için görevleri olduğunu kabul eden ilk uluslararası belgeydi (DİKMEN, Meltem; Anayasa Arayışları ve Türkiye, BDS, İSTANBUL,1998).

Bu belge ile çocuk hakları ilk kez özel olarak korunmaya alınmıştır. Söz konusu belgenin altında Türkiye adına Mustafa Kemal Atatürk’ün de imzası yer almaktadır (BALO, Yusuf Solmaz; Çocuk Koruma Hukuku, Seçkin Yayınları, ANKARA, 2005).

Cenevre sözleşmesini dünyada ilk defa Taksim Meydanı’nda Nakiye Elgün okumuştur(1930).

Sözleşme, bugüne kadar akdedilmiş bulunan bütün sözleşmelerdeki kuralları da içine alacak şekilde, çocuklar için insan hakları standartlarını açık seçik ve uyumlu bir biçimde tespit eden, hukuki bağlayıcı nitelikteki tek milletlerarası belge olma özelliğini taşımaktadır (TİRYAKİOĞLU, Bilgin; Milletlerarası Özel Hukukta Çocuklara İlişkin Kurallar, Gaye Matbaa, ANKARA, 2000).

Lanzarote Sözleşmesi

Suç Sorunlarına dair Avrupa Komitesi’nin altında 2005 yılında oluşturulan Çocukların Cinsel İstismar ve Sömürüye karşı Korunmasına İlişkin Uzmanlar Komitesi tarafından Türkiye’de dahil Avrupa ve diğer ülkelerdeki yasal düzenlemeler, iyi uygulamalar, soruna dair akademik ve diğer araştırmalar kullanılarak hazırlanmıştır.

Sözleşme 25 Ekim 2007 tarihinde İspanya’nın Lanzarote Adası’nda gerçekleştirilen bir Bakanlar Kurulu toplantısıyla imzaya açılmış ve 1 Temmuz 2010 tarihinde yürürlüğe girmiştir. Türkiye tarafından 7 Aralık 2011 tarihinde onaylanan Lanzarote Sözleşmesi, Türkiye açısından 1 Nisan 2012 tarihinde yürürlüğe girmiştir.146 ülke tarafından imzalanan ve 29 ülke tarafından onaylanan Lanzarote Sözleşmesi’nin maddeleri çocuğa yönelik cinsel istismar ve sömürüyü önlemeyi, cinsel suç mağduru çocukları korumayı, çocuklar açısından adaleti sağlamayı ve suç faillerine cezai takibat açmayı içeriyor.

İlgili mesajlar

Bir cevap yazın

Gerekli alanlar işaretlendi *